Dayanışma Aidatıyla Toplu İş Sözleşmesinden Yararlanmada Talep Tarihi
- smerveeren
- 13 May
- 3 dakikada okunur
Toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın temel yolu, sözleşmenin tarafı olan işçi sendikasına üye olmaktır. Bununla birlikte sendikaya üye olmak istemeyen işçiler bakımından 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 39. maddesi, dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkânı tanımaktadır.
Dayanışma aidatı, taraf sendikaya üye olmayan; ancak toplu iş sözleşmesinin sağladığı parasal ve sosyal haklardan yararlanmak isteyen işçinin sendikaya ödemekle yükümlü olduğu tutardır. Bu yararlanma için taraf işçi sendikasının onayı aranmaz; ancak işçinin bu yönde açık bir talepte bulunması gerekir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/8655 E., 2025/9695 K. sayılı kararında uyuşmazlık, işçinin toplu iş sözleşmesinden hangi tarihten itibaren yararlanabileceği noktasında toplanmıştır. Somut olayda toplu iş sözleşmesi 01.10.2021 tarihinde imzalanmış, yürürlük tarihi ise geriye dönük olarak 01.01.2021 olarak belirlenmiştir. Davacı işçi, 08.10.2021 tarihinde dayanışma aidatı ödeyerek sözleşmeden yararlanma talebinde bulunmuş ve sözleşmenin yürürlük başlangıcı olan 01.01.2021 tarihinden itibaren haklardan faydalandırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay, 6356 sayılı Kanun’un 39/4 hükmünde yer alan “dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir” kuralına dayanarak, davacının ancak talep tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceğini kabul etmiştir. Buna göre toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinin geriye dönük belirlenmiş olması, taraf sendika üyesi olmayan ve dayanışma aidatıyla yararlanmak isteyen işçiye kendiliğinden geçmişe dönük hak kazandırmaz. İşçinin yararlanma talebi, sözleşmenin imza tarihinden sonra yapılmışsa, yararlanma da kural olarak talep tarihinden itibaren başlar.
Kararda ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/57 E., 2020/83 K. sayılı iptal kararına da değinilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 6356 sayılı Kanun’un 39. maddesinde yer alan ve imza tarihinden önceki dayanışma aidatıyla yararlanma taleplerinin ancak imza tarihi itibarıyla hüküm doğuracağını öngören düzenlemeyi Anayasa’nın 51. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararının temel gerekçesi, işçinin taraf sendikaya üye olmadan toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebinde bulunmasına rağmen, sözleşmenin imza tarihinden önceki dönem bakımından haklardan mahrum bırakılmasının olumsuz sendika özgürlüğünü sınırlaması ve işçiyi fiilen taraf sendikaya üye olmaya zorlayabilecek nitelikte olmasıdır.
Bununla birlikte, söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı doktrinde tartışmalı karşılanmıştır. Tuncay, Kutsal ve Gümrükçüoğlu, Anayasa’nın 51. maddesinin yalnızca olumsuz sendika özgürlüğünü değil, aynı zamanda olumlu sendika özgürlüğünü de koruduğunu vurgulayarak iptal kararını eleştirmiştir. Bu görüşe göre, dayanışma aidatı ödeyen işçilerin toplu iş sözleşmesinden talep tarihinden itibaren yararlanmaları, sendika üyesi işçiler ile sendika üyesi olmayan işçiler arasında sendikalılar lehine makul bir fark yaratmakta ve bu fark güçlü sendikacılık ilkesini desteklemektedir. Dolayısıyla taraf sendika üyesi olmayan işçilerin geriye dönük haklardan aynı ölçüde yararlandırılması, sendika üyeliğinin ve aidat ödeme iradesinin önemini azaltabilecek niteliktedir.
Benzer şekilde Soyer de Anayasa Mahkemesinin yaklaşımını isabetli bulmamaktadır. Soyer’e göre Anayasa’nın 51. maddesinde hem pozitif hem de negatif sendika özgürlüğü yer almakla birlikte, bu iki özgürlüğün her durumda aynı ağırlıkta korunması gerektiği söylenemez. Negatif sendika özgürlüğünü koruma amacıyla pozitif sendika özgürlüğünün ve sendikal örgütlenmenin zayıflatılması doğru değildir. Tarihsel olarak sendika hakkının temel amacı, işçilerin sendikaya girebilme ve sendikal örgütlenme yoluyla kolektif güç oluşturabilme özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle 6356 sayılı Kanun’un 39/4 hükmündeki düzenleme, işçiyi sendikaya girmeye zorlayan bir kural olarak değil, sendikalaşmayı ve güçlü sendikacılığı teşvik eden bir mekanizma olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay’ın kararı, iki ayrı durumu birbirinden ayırmaktadır. İşçi toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden önce dayanışma aidatıyla yararlanma talebinde bulunmuşsa, eleştirilere rağmen Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gündeme gelebilir. Ancak talep imza tarihinden sonra yapılmışsa, 6356 sayılı Kanun’un açık hükmü uygulanır ve işçi toplu iş sözleşmesinden talep tarihinden itibaren yararlanır. Bu yönüyle karar, dayanışma aidatıyla yararlanma bakımından “talep tarihi” ilkesinin halen belirleyici olduğunu ortaya koyarken, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yalnızca imza tarihinden önce yapılmış talepler bakımından sonuç doğuracağını açıkça göstermektedir.




Yorumlar