top of page

Anayasa Mahkemesi Hülya Şimşek Kararı: Beyaz Yakalı Personel TİS kapsamı dışında bırakılabilir mi?

  • smerveeren
  • 11 Haz
  • 3 dakikada okunur

Anayasa Mahkemesinin Hülya Şimşek başvurusu hakkında verdiği karar, iş hukukunda uzun süredir tartışılan “kapsam dışı personel” uygulaması bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir. Karar, özellikle beyaz yakalı işçilerin yalnızca bu statüleri nedeniyle toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmamasının sendika hakkı bakımından doğuracağı sonuçları ortaya koymaktadır.

Olayın Özeti

Başvurucu Hülya Şimşek, işyerinde muhasebe şefi olarak çalışan beyaz yakalı bir işçidir. İşyerinde yetkili sendika ile işveren arasında toplu iş sözleşmeleri imzalanmasına rağmen, başvurucu beyaz yakalı personel kapsamında değerlendirilmiş ve “kapsam dışı personel” kabul edilerek toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmamıştır.

Başvurucu, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları ile diğer işçilik alacaklarının tahsili talebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi, başvurucunun kapsam dışı personel statüsünde olduğunu kabul etmiş; bu personellere toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilere yapılan zammın uygulanmamasını eşit işlem borcuna aykırı görmemiştir.

Başvurucunun istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, başvurucunun kapsam dışı personel olduğunu kabul etmekle birlikte, kapsam dışı olup toplu iş sözleşmesinden yararlandırılan başka işçi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme, kapsam dışı personeller arasında ayrımcılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. İstinaf başvurusu da kesin olarak reddedilince başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, meseleyi yalnızca işçilik alacağı veya eşit işlem borcu kapsamında değil, Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı ve Anayasa’nın 53. maddesinde düzenlenen toplu iş sözleşmesi hakkı çerçevesinde incelemiştir.

Mahkemeye göre Anayasa’nın 53. maddesi uyarınca bütün işçiler, ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Bu hak yalnızca şekli anlamda toplu iş sözleşmesi yapılmasını değil, aynı zamanda toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkını da içerir.

Anayasa Mahkemesi, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda işveren vekilleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar dışında kalan işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkının bulunduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle, bir işçinin yalnızca beyaz yakalı olması veya kapsam dışı personel olarak adlandırılması, onun toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmaması için tek başına yeterli değildir.

Kapsam Dışı Personel Uygulamasının Sınırı

Kararın en önemli sonucu, kapsam dışı personel uygulamasının sınırsız ve keyfi şekilde uygulanamayacağının ortaya konulmasıdır. Anayasa Mahkemesine göre işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması gibi ciddi bir sonucun kabul edilebilmesi için, mahkemelerin somut ve yeterli gerekçe ortaya koyması gerekir.

Bu kapsamda işçinin gerçekten işveren vekili olup olmadığı, işveren adına hareket edip etmediği, işyeri organizasyonu içindeki konumu, görev ve sorumlulukları, aldığı ücret ve toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılıp katılmadığı değerlendirilmelidir. Salt “beyaz yakalı” veya “kapsam dışı personel” nitelendirmesiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkının ortadan kaldırılması, Anayasa Mahkemesine göre sendika hakkıyla bağdaşmamaktadır.

Mahkemelerin Eksik İncelemesi

Somut olayda derece mahkemeleri, başvurucunun yaptığı işin niteliğini ve işyeri organizasyonu içindeki gerçek konumunu ayrıntılı şekilde incelememiştir. Başvurucunun muhasebe şefi olarak çalıştığı belirtilmiş; ancak işveren vekili sayılıp sayılamayacağı veya işveren adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerine katılıp katılmadığı yönünden yeterli bir değerlendirme yapılmamıştır.

Mahkemeler, kapsam dışı personel arasında ayrım yapılmadığını ve bu gruptaki hiçbir işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını belirtmekle yetinmiştir. Oysa Anayasa Mahkemesine göre bu yaklaşım, sendika hakkının gerektirdiği etkili yargısal inceleme yükümlülüğünü karşılamamaktadır.

Sendika Hakkının İhlali

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kapsam dışı personel olarak nitelendirilerek toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmamasını ve mahkemelerin buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe ortaya koymamasını Anayasa’nın 51. maddesi kapsamında sendika hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Karara göre devletin pozitif yükümlülüğü, yalnızca sendika hakkına doğrudan müdahaleden kaçınmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda yargı mercilerinin, işçilerin sendikal haklarını etkileyen uyuşmazlıklarda etkili, somut ve yeterli gerekçeye dayalı bir inceleme yapmasını da gerektirir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesinin Hülya Şimşek kararı, kapsam dışı personel uygulamasının anayasal sınırlarını ortaya koyması bakımından önemlidir. Karar, toplu iş sözleşmesi taraflarının bir kısım işçileri kapsam dışında bırakma iradesinin sınırsız olmadığını göstermektedir.

Buna göre, bir işçinin yalnızca beyaz yakalı, idari personel, şef veya kapsam dışı personel olarak nitelendirilmesi, toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmaması için yeterli değildir. İşçinin gerçekten işveren vekili olup olmadığı veya toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılıp katılmadığı somut olarak ortaya konulmalıdır.

Bu yönüyle karar, toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkının sendika hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamakta ve kapsam dışı personel uygulamasının yargısal denetiminde daha sıkı bir değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.


Yorumlar


bottom of page