12. Yargı Paketi Meclis’te: Taslak Hangi Değişiklikleri Getiriyor?
- smerveeren
- 22 Haz
- 6 dakikada okunur
12. Yargı Paketi Meclis’e sunuldu. Taslak; icra, miras taşınmazları, idari yargı, HAGB, dijital deliller ve hukuk yargılamasına ilişkin önemli düzenlemeler içeriyor.
12.Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlığını taşıyan paket, özellikle yargılamaların daha kısa sürede tamamlanması, usul ekonomisinin sağlanması, bazı yargısal süreçlerin dijitalleştirilmesi ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla hazırlanmış görünüyor.
Teklif henüz kanunlaşmış değildir. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmeler, Meclis’e sunulan metin ve kamuoyuna açıklanan başlıklar üzerinden yapılmaktadır. Görüşmeler sırasında maddelerde değişiklik yapılması mümkündür.
1. İdare Aleyhine Para Alacaklarında Önce Başvuru Şartı Geliyor
Paketin dikkat çeken başlıklarından biri, idare aleyhine hükmedilen para alacaklarının tahsiline ilişkin düzenlemedir. Buna göre mahkeme kararıyla idareden alacaklı hale gelen kişi, doğrudan icra takibi başlatmadan önce ilgili idareye yazılı başvuruda bulunacak ve banka hesap numarasını bildirecektir.
İdare, başvurudan itibaren bir ay içinde ödeme yapmazsa alacaklı bu kez ilamlı icra takibi yoluna başvurabilecektir. Bu düzenlemenin amacı, kamu kurumları aleyhine başlatılan icra takiplerini azaltmak ve idareye ödeme için kısa bir süre tanımaktır. Ancak vatandaş açısından bakıldığında, alacağın tahsili için icra öncesi zorunlu bir bekleme süreci doğmaktadır.
2. Miras Kalan Taşınmazlarda İlk Artırma Mirasçılar Arasında Yapılacak
Ortaklığın giderilmesi davalarında miras kalan taşınmazların satışına ilişkin önemli bir değişiklik öngörülmektedir. Teklife göre, tüm maliklerin mirasçı olduğu ve taşınmaz üzerinde üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı durumlarda, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilirse ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılacaktır.
Bu düzenleme, aileden kalan taşınmazların doğrudan üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önlemeyi hedeflemektedir. Birinci artırmada satışın yalnızca mirasçılar arasında yapılması, mirasçıların taşınmazı aile içinde tutabilmesi bakımından önemli bir yenilik olarak değerlendirilebilir.
3. Noterlik İşlemlerinde Elektronik Gönderim Dönemi Genişliyor
Teklifle birlikte noterlik evrak ve defterlerinin; mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları, resmi daireler ve noterlikte soruşturma yapmaya yetkili kişiler tarafından incelenebilmesine ilişkin çerçeve daha açık hale getirilmektedir. Böylece bir dava, soruşturma veya resmi inceleme kapsamında noterlikte bulunan belgeye ihtiyaç duyulduğunda, ilgili merci doğrudan noterlik evrakı bakımından talepte bulunabilecektir.
Düzenlemeye göre mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı noterlik evrakının aslını isterse, noter öncelikle belgenin bir örneğini çıkaracak ve bu örneğin aslına uygunluğunu onaylayacaktır. Onaylanan örnek noterlikte saklanacak, evrakın aslı ise talep eden yargı merciine gönderilecektir. Böylece hem yargılamanın ihtiyaç duyduğu belge mahkemeye ulaştırılacak hem de noterlikte belgeye ilişkin kayıt ve örnek korunmuş olacaktır.
Eğer ilgili merci noterlik evrakının onaylı örneğini isterse, noter belgenin aslını elektronik ortamda tarayacak, güvenli elektronik imza ile imzalayacak ve oluşturduğu onaylı örneği elektronik ortamda gönderecektir. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı hallerde ise noter, evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak fiziki onaylı örneği ilgili merciye iletecektir.
4. İdari Yargıda Tek Hâkimle Bakılacak Davaların Kapsamı Genişliyor
Teklifte idare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilmektedir. Belirli parasal sınırın altında kalan iptal ve tam yargı davaları ile öğrenciler, kamu görevlileri ve bazı disiplin işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkların tek hâkim tarafından karara bağlanması öngörülmektedir.
Bu düzenleme, idari yargıda kurul halinde görülen bazı davaların daha hızlı sonuçlandırılmasını sağlayabilir. Ancak tek hâkimle karar verilecek dava türlerinin genişlemesi, özellikle idari işlemlerden etkilenen kişiler bakımından yargısal denetimin niteliği yönünden ayrıca tartışılacaktır.
5. HAGB Uygulamasında Yeni Sınırlar Getiriliyor
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yani HAGB, paketin ceza yargılaması bakımından en önemli başlıklarından biridir. Teklifte HAGB koşulları yeniden düzenlenmekte; iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları ile adli para cezaları bakımından HAGB kararı verilebilmesine ilişkin çerçeve korunmaktadır.
Buna karşılık, işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği kötü muamele niteliğindeki suçlar bakımından HAGB uygulanamayacaktır. Bu düzenleme, özellikle kamu görevlilerinin işlediği kötü muamele iddialarında cezasızlık tartışmalarını azaltmaya yönelik bir adım olarak görülebilir.
6. Dijital Deliller ve Genetik Veriler İçin Saklama-İmha Kuralları Belirleniyor
Paket, ceza soruşturmalarında elde edilen dijital materyaller ve genetik veriler bakımından da yeni hükümler içermektedir. Bilgisayar, telefon ve benzeri dijital materyallerden elde edilen verilerin hangi şartlarda alınacağı, nasıl saklanacağı ve hangi sürede imha edileceği daha açık hale getirilmektedir.
Genetik inceleme sonuçları bakımından da kimlik bilgilerinden arındırılmış kayıt sistemi, saklama süreleri ve imha usulleri düzenlenmektedir. Beraat, kovuşturmaya yer olmadığı veya ceza verilmesine yer olmadığı gibi hallerde verilerin imhası; diğer hallerde ise belirli süre sonunda yok edilmesi öngörülmektedir. Bu başlık, hem ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de kişisel verilerin korunması bakımından önem taşımaktadır.
7. Belirsiz Alacak Davası Kaldırılıyor
Hukuk yargılaması bakımından en önemli değişikliklerden biri, belirsiz alacak davasına ilişkin hükmün yürürlükten kaldırılmasıdır. Buna karşılık, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu miktarın aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabilmesi öngörülmektedir.
Bu düzenleme, özellikle işçilik alacakları, tazminat davaları ve alacak miktarının başlangıçta tam olarak belirlenemediği uyuşmazlıklar bakımından uygulamada önemli sonuçlar doğurabilir. Avukatlar ve taraflar açısından dava açarken talep stratejisinin daha dikkatli kurulması gerekecektir.
8. Duruşmalar Arası Süreye Üç Ay Sınırı Getiriliyor
Teklife göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilecektir.
Bu düzenlemenin temel amacı, davaların uzun aralıklarla ertelenmesinin önüne geçmektir. Uygulamada mahkemelerin iş yükü, bilirkişi raporlarının süresi ve tebligat problemleri dikkate alındığında, bu hükmün ne ölçüde etkili olacağı yargı pratiğinde görülecektir.
9. Gereksiz Bilirkişi Kullanımına Disiplin Uyarısı
Teklifte hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verilmesi öngörülmektedir. Bu düzenleme, bilirkişinin yalnızca teknik veya özel uzmanlık gerektiren konularda devreye girmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Uygulamada birçok davanın bilirkişi raporları nedeniyle uzadığı bilinmektedir. Bu nedenle düzenleme, gereksiz bilirkişi kullanımını azaltabilir. Ancak hangi konunun “hukuki bilgiyle çözülebilir” olduğu ile hangi konunun özel teknik bilgi gerektirdiği arasındaki sınır, uygulamada önem kazanacaktır.
10. Tazminat ve Faiz Hesaplamalarında Yeni Yaklaşım
Yargı Paketi’nin özel hukuk bakımından en önemli başlıklarından biri, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcına ilişkin getirilen yeni ayrımdır. Bu düzenleme özellikle trafik kazaları, iş kazaları, ölüm ve bedensel zarar nedeniyle açılan maddi tazminat davaları bakımından önem taşımaktadır.
Teklifte, zarar gören kişinin ya da ölen desteğin kazancının bilindiği dönem ile kazancının bilinemediği dönem birbirinden ayrılmaktadır. Buna göre, çalışma gücünün azalması veya tamamen yitirilmesi nedeniyle hesaplanan tazminatlarda ya da destekten yoksun kalma tazminatlarında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat kısmına haksız fiil veya zarar doğuran olay tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.
Buna karşılık, kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat kısmında faiz başlangıcı olay tarihi değil, karar tarihi olacaktır. Bu ayrım özellikle aktüerya hesaplarında önemlidir. Çünkü tazminat dosyalarında çoğu zaman geçmiş dönem zararları somut ücret, gelir veya kazanç bilgileri üzerinden hesaplanabilirken; gelecek dönem zararları varsayımsal hesaplamalar, yaşam tablosu, bakiye ömür, maluliyet oranı ve muhtemel kazanç projeksiyonları üzerinden belirlenmektedir.
Düzenleme bu yönüyle, tüm tazminat kalemlerine olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerine, kazancı bilinen dönem ile varsayımsal olarak hesaplanan dönem arasında ayrım yapmaktadır. Bu durum, özellikle yüksek bedelli bedensel zarar ve ölüm dosyalarında hükmedilecek faiz miktarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Teklifte ayrıca, bu tür tazminatlar bakımından tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin nasıl mahsup edileceği de düzenlenmektedir. Buna göre, çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma zararına ilişkin olarak yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Bu hüküm, sigorta şirketleri, işverenler veya sorumlular tarafından dava süreci başlamadan ya da yargılama devam ederken yapılan kısmi ödemelerin tazminat hesabına nasıl yansıtılacağı bakımından önemlidir.
Bunun yanında kanuni faiz oranına ilişkin sistem de yeniden düzenlenmektedir. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında faiz ödenmesi gereken hallerde, faiz miktarı sözleşmeyle belirlenmemişse, kanuni faiz oranı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i esas alınarak belirlenecektir. Eğer 30 Haziran günü geçerli oran, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan 5 puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihli oran esas alınacaktır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, tazminat davalarında hem ana tazminat hesabı hem de faiz başlangıcı bakımından daha teknik ve ayrımlı bir dönem başlayacaktır. Özellikle bedensel zarar, ölüm, destekten yoksun kalma ve sigorta uyuşmazlıklarında dava stratejisi kurulurken olay tarihi, ödeme tarihi, karar tarihi, bilinen kazanç dönemi ve bilinmeyen kazanç dönemi ayrı ayrı dikkate alınmalıdır.
Pakette Af veya Kapsamlı İnfaz Düzenlemesi Var mı?
Yargı Paketi kamuoyunda zaman zaman “af” veya “infaz düzenlemesi” beklentisiyle gündeme gelse de, açıklanan içerik ağırlıklı olarak yargılama usulü, dava süreleri, icra, idari yargı, HAGB, dijital deliller, tazminat ve faiz hesaplamalarına ilişkindir. Bu nedenle mevcut haliyle paket, genel af niteliğinde bir düzenleme olarak değerlendirilmemelidir.
Sonuç
Yargı Paketi, ceza ve hukuk yargılamasından idari yargıya, icra süreçlerinden noterlik işlemlerine kadar geniş bir alanda değişiklik öngörmektedir. Paketin ana hedefi, yargılamaları hızlandırmak, mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve bazı uygulama sorunlarını gidermek olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte teklif henüz kanunlaşmadığı için, Meclis görüşmeleri sırasında maddelerde değişiklik yapılması mümkündür. Bu nedenle özellikle devam eden davalar, icra takipleri, miras ortaklığının giderilmesi davaları, tazminat dosyaları ve HAGB kapsamındaki ceza yargılamaları bakımından sürecin yakından takip edilmesi gerekmektedir.




Yorumlar