top of page

Vasi Tayini Talebinde Hastalık İddiası Tek Başına Yeterli midir?

  • smerveeren
  • 14 Nis
  • 3 dakikada okunur

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2020 tarihli 2019/2566E. 2020/1168K. numaralı dosyasında, davacı taraf annesinin hasta olduğunu, bu nedenle kandırılmaya ve malvarlığını kaybetmeye açık hale geldiğini ileri sürerek vasi atanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi bu talebi reddetmiş, istinaf incelemesinde de karar yerinde bulunmuştur. Karar, vasi tayini taleplerinde yalnızca genel endişelerin değil, kanunda sayılan kısıtlama sebeplerinin ve bunları destekleyen somut delillerin aranacağını açık biçimde göstermektedir.

Dosyada en önemli unsur, hastaneden alınan sağlık kurulu raporudur. Mahkeme, “akli melekelerinin yerinde olup vasi tayinine gerek olmadığına dair rapor” bulunduğunu özellikle vurgulamıştır. Ayrıca kısıtlı adayı da duruşmada dinlenmiş; savurgan olmadığını, malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf etmek istediğini ve esasen davacının kendi mallarını ele geçirmek istediğini ileri sürmüştür. Bu yönüyle karar, vesayet yargılamasında yalnızca üçüncü kişilerin iddialarının değil, kısıtlanması istenen kişinin beyanının da önem taşıdığını ortaya koymaktadır.

Kararın belki de en önemli hukuki mesajı, TMK’daki kısıtlama sebeplerinin somutlaştırılması zorunluluğudur. Bölge Adliye Mahkemesi, “TMK'nun 404 ve 408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiş olup” diyerek incelemeyi bu çerçevede yapmış; alınan rapora göre kısıtlanması istenen kişinin akıl sağlığının yerinde olduğunu ve kendi talebi de bulunmadığından TMK 408 bakımından da şartların oluşmadığını belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, istinafta TMK 406’ya dayanılmış olsa da dava dilekçesinde bu yönde yeterli bir talep ve delil bulunmadığını, kişinin malvarlığını kötü yönettiği veya “darlık ve yoksulluğa düşme tehlikesi” altında olduğuna ilişkin dosyada ispat olmadığını kabul etmiştir.

Sonuç olarak bu karar, vasi tayini davalarında uygulamanın temel ölçüsünü net biçimde göstermektedir: Hastalık iddiası, yaşlılık ya da aile içi endişe tek başına vasi atanması için yeterli değildir. Mahkeme, sağlık raporunu, kişinin duruşmadaki beyanını ve TMK’daki somut kısıtlama sebeplerini birlikte değerlendirmekte; yeterli hukuki ve fiili dayanak yoksa talebi reddetmektedir. Nitekim somut olayda istinaf başvurusu da “HMK 353/1-b-1 md.si gereğince ESASTAN REDDİNE” karar verilerek sonuçlandırılmıştır. Bu yönüyle karar, vesayet hukukunda koruma amacının önemli olduğunu, ancak bu amacın keyfî müdahaleye dönüşmemesi için sıkı delil ve kanuni şart arandığını göstermektedir.


Kararın ilgili bölümleri aşağıda yer almaktadır:

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, vasi tayini talebidir.

İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğinceistinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerleve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,

Vasi tayini talebinde bulunan davacı vekili müvekkilinin annesinin çeşitli hastalıkları nedeniyle kandırılıp, malının mülkünün başkaları tarafından elinden alınmasına çok müsait olduğundan kısıtlanmasını talep etmiştir.

Mahkeme davanın reddine karar vermiş, vasi adayı tarafından karar istinaf edilmiştir.

Mahkeme Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinden kısıtlı adayı hakkında rapor alınmış, akli melekelerinin yerinde olup vasi tayinine gerek olmadığına dair rapor vermiştir.Kısıtlı adayı duruşmada dinlenmiş, talep edenin mallarını almaya çalıştığını herhangi bir savurganlığının olmayıp, eşinden kalan paraları kendisine verilmesini istediğini ancak vermediğini evi de satıp parasını istediğini, satmadığından davacının mal varlığını ele geçirmek istediğini beyan etmiştir.

TMK'nun 404 ve 408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiş olup, alınan rapora göre kısıtlanma talep edilenin akıl sağlığının yerinde olduğu ve TMK 405 maddesindeki ve vasi atanması talep edilenin kısıtlanma talebi bulunmadığından TMK 408 maddesindeki şartların oluşmadığı anlaşılmıştır.

Davacı vekili tarafından istinaf talebinde TMK 406 maddesi uyarınca kısıtlanması gerektiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde bu yönde bir talebinin ve delillerinin bulunmadığı yine, TMK 406 maddesinin şartlarını oluşturan mal varlığını kötü yönettiği ve bu nedenle darlık ve yoksulluğa düşme tehlikesi bulunduğu, savurganlığı veya diğer madde bağımlılıkları yönünden hiçbir delili dosyaya sunmadığı veya bu yöndeki kısıtlanma sebeplerinden birine dayanmadığı anlaşılmakla;

Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir

Yorumlar


bottom of page