Nişanın Bozulması Halinde Tazminat ve Hediyelerin İadesi
- smerveeren
- 22 May
- 8 dakikada okunur
Nişanlanma, Türk Medeni Kanunu’na göre evlenme vaadiyle kurulan aile hukukuna özgü bir hukuki ilişkidir. Nişanın bozulması halinde taraflar arasında maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi gibi çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir. Yargıtay’ın incelediği kararda da bu üç konu birlikte değerlendirilmiş; nişanın haksız şekilde bozulması, tazminat taleplerinin şartları ve ziynet eşyalarının iadesi bakımından önemli açıklamalara yer verilmiştir.
Nişanlanmanın Geçerliliği İçin Tören Şart Değildir
Yargıtay kararında öncelikle, nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile hediyelerin geri verilmesi taleplerinin incelenebilmesi için ortada geçerli bir nişanlanma sözleşmesinin bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 118. maddesine göre nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Kanun, nişanlanma için herhangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Bu nedenle nişan töreni yapılması, yüzük takılması veya nişanın çevreye duyurulması zorunlu değildir. Bu tür olgular, nişanın varlığını ispatlamada kolaylaştırıcı delil niteliğindedir. Yargıtay’ın ifadesiyle, “bir erkek ve bir kadının karşılıklı olarak birbirlerine evlenme vaadinde bulunmasıyla nişanlanma sözleşmesi kurulmuş olur.”
Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat
Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesine göre, nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozarsa veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple sona ererse, kusurlu taraf diğer tarafa uygun bir maddi tazminat ödemekle yükümlü olabilir.
Ancak burada talep edilebilecek zarar, genel anlamda tüm zararları kapsamaz. Yargıtay kararında da açıklandığı üzere, nişanın bozulması nedeniyle istenebilecek maddi tazminat “menfi zarar” niteliğindedir. Başka bir ifadeyle, nişan hiç yapılmamış olsaydı uğranılmayacak zararlar tazminat konusu olabilir. Nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve bu amaçla katlanılan fedakârlıklar bu kapsamda değerlendirilir. Bununla birlikte, bu harcamaların dürüstlük kurallarına uygun olması ve davacı tarafından ispatlanması gerekir.
Somut olayda Yargıtay, nişanın davalı tarafından haklı sebep olmaksızın bozulduğunu kabul etmiştir. Ancak davacı, maddi tazminat istemine esas zarar kalemlerini ispatlayamadığı için maddi tazminat talebinin reddedilmesini sonucu itibarıyla doğru bulmuştur.
Manevi Tazminat İçin Kişilik Hakkına Saldırı Gerekir
Nişanın bozulması tek başına manevi tazminat sonucunu doğurmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesine göre, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için, tazminat isteyen tarafın kişilik hakkının saldırıya uğramış olması gerekir.
Bu nedenle yalnızca nişanın sona ermiş olması, taraflardan birinin üzüntü yaşaması veya evlilik beklentisinin gerçekleşmemesi manevi tazminat için yeterli değildir. Somut olayda da Yargıtay, nişanın haklı sebep olmaksızın bozulduğunu kabul etmekle birlikte, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir durum bulunmadığını belirterek manevi tazminat talebinin reddini uygun bulmuştur.
Hediyelerin İadesinde Kusur Önemli Değildir
Kararın en önemli bölümlerinden biri, nişan hediyelerinin geri verilmesine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenle sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ailelerinin diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir.
Bu noktada nişanın kimin kusuruyla bozulduğu önemli değildir. Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere, “nişanın haklı bir sebeple bozulup bozulmadığı, tarafların kusurlu davranışlarının bulunup bulunmadığı hediyelerin geri verilmesi davasında önemli değildir.” Dolayısıyla hediyelerin iadesi bakımından temel ölçüt kusur değil, hediyenin niteliğidir.
Nişan Yüzüğü Alışılmış Hediye Sayılır
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre nişan yüzüğü, yani alyans, alışılmış hediye olarak kabul edilir ve kural olarak geri istenemez. Buna karşılık nişan yüzüğü dışında kalan altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye sayılır.
Bu nedenle bilezik, küpe, çeyrek altın, tek taş yüzük gibi ziynet eşyaları şartları varsa iade konusu olabilir. Karara konu olayda davacı; üç adet yüzük, bir adet bilezik, bir çift küpe, bir adet çeyrek altın ve altın suyuna batırılmış bir saat hediye ettiğini ileri sürmüştür. Yargıtay, mahkemenin nişan yüzüğünü alışılmışın dışında hediye kabul ederek iadesine karar vermesini doğru bulmamıştır.
Hediyeler Önce Aynen, Sonra Mislen İade Edilmelidir
Yargıtay kararında hediyelerin nasıl iade edileceği de açıklanmıştır. Buna göre hediye öncelikle aynen geri verilmelidir. Aynen iade mümkün değilse mislen iade gündeme gelir. Hediye aynen veya mislen iade edilemiyorsa, ancak bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca hediyenin bedeline hükmedilebilir.
Somut olayda mahkemenin bu sırayı açıkça gözetmeden karar vermesi, ziynet eşyalarının gram ve değerlerini bilirkişi raporuyla uyumsuz şekilde yazması ve bazı hediyeler hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurmaması bozma sebebi yapılmıştır.
Yargıtay’ın Sonuç Değerlendirmesi
Yargıtay, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından mahkeme kararını sonucu itibarıyla doğru bulmuştur. Ancak mahkemenin tarafları eşit kusurlu kabul eden gerekçesini yerinde görmemiş; nişanın davalı tarafından haklı sebep olmaksızın bozulduğunu belirtmiştir. Buna rağmen davacı zararını ispatlayamadığı ve kişilik haklarına saldırı da bulunmadığı için tazminat taleplerinin reddi korunmuştur.
Hediyelerin iadesi yönünden ise eksik inceleme yapıldığı, nişan yüzüğünün yanlış şekilde iade kapsamına alındığı, bazı hediyeler hakkında hüküm kurulmadığı ve bilirkişi raporuyla uyumsuz karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İLGİLİ KARARIN TAM METNİ AŞAĞIDA BULUNMAKTADIR. FAYDALI OLMASINI UMARIZ.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2025/6945
Karar Numarası: 2025/7429
Karar Tarihi: 17.09.2025
SAYISI : 2016/80 E., 2016/227 K.
Taraflar arasındaki Nişan Bozulması Sebebiyle Maddi-Manevi Tazminat ve Hediyelerin Geri Verilmesiyle ilgili davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen Mahkeme kararı; davacı tarafından reddedilen maddî ve manevî tazminat istemleri ile hediyelerin geri verilmesi isteminin kabul edilmeyen kısmı yönünden, davalı vekili tarafından ise hediyelerin geri verilmesi isteminin kabul edilen kısmı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tarafların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Nişanının bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile hediyelerin geri verilmesi istemine ilişkin davaların dinlenebilmesi için öncelikle ortada geçerli bir nişanlanma sözleşmesinin bulunması gerekir.
Aile hukukuna özgü bir sözleşme olan nişanlanma, evlenme vaadiyle olur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 118/1). Yasa koyucu, nişanlanma için herhangi bir biçimsel (şeklî) koşul aramamıştır. Bu nedenle nişanlanmanın geçerli olması için; gelenekler uyarınca tören yapılması, nişan yüzüğü takılması, nişanın çevreye duyurulması vs. gerekmez. Bu gibi olgular, sadece nişanın varlığını kanıtlamada kolaylaştırıcı delil niteliğindedir. Başka bir deyişle, bu gibi olgular nişanlanma sözleşmesi için kurucu veya geçerlik unsuru değillerdir. Dolayısıyla bir erkek ve bir kadının karşılıklı olarak birbirlerine evlenme vaadinde bulunmasıyla nişanlanma sözleşmesi kurulmuş olur ve taraflar için nişanlılık süreci başlar.
Ayrıca, nişanlanma sözleşmesi; ahlâka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına ve hukuka uygun düştüğü sürece, geciktirici (talikî) veya bozucu (infisahî) koşula (şarta) bağlı da yapılabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 120 inci maddesi gereğince, "Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan, taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler".
Yukarıdaki yasal düzenlemeye göre, nişanın bozulması nedeniyle bir taraf yararına maddi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanlanma sözleşmesinin ortada haklı bir sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilecek kusurlu bir davranış sebebiyle bozulmuş olması gerekir.
Burada istenilebilecek maddi tazminat menfi zarara ilişkindir. Yani, nişanlanılmamış olunsaydı uğranılmayacaktı diyebileceğimiz zararlar maddi tazminat kapsamına girer. Bu zararlar; nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılmış harcamalar ile nişanlanma sebebiyle katlanılan fedakârlıklardan dolayı ortaya çıkmış olan zararlardır. Ayrıca, yapılan harcamaların dürüstlük kurallarına uygun yapılmış olması gerekir. Böyle bir zararın kanıtlanması hâlinde ise, zararın tamamının tazmini değil, ancak uygun bir tazminata hükmedilmesi yoluna gidilir (4721 sayılı Kanun md. 120).
4721 sayılı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince; "Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." Görüldügü üzere nişanın bozulmasından dolayı manevi tazminata hükmedilebilmesi için en önemli koşul, nişanın bozulması sebebiyle manevi tazminat isteyenin kişilik haklarının saldırıya uğramış olmasıdır.
4721 sayılı Kanun'un 122 nci maddesine göre ise; "Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır."
Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi için nişanın evlenme dışında herhangi bir nedenle sona ermesi yeterlidir. Nişanlılardan birinin ölümü nedeniyle nişan sona ermiş olsa dahi hediyeler geri verilmelidir. Dolayısıyla, nişanın haklı bir sebeple bozulup bozulmadığı, tarafların kusurlu davranışlarının bulunup bulunmadığı hediyelerin geri verilmesi davasında önemli değildir.
Bununla birlikte, kural olarak alışılmışın dışında olmayan hediyeler ile giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen hediyelerin geri verilmesine karar verilemez.
Diğer yandan, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre nişan yüzüğü (alyans) dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle nişanın bozulmasından dolayı nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları nişan yüzüğü dışındaki ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenilebilir.
Yukarıda açıklanan genel ilkeler ışığında somut olayın incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
1.Davacının reddedilen maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b.Dosya kapsamından davalının, davacının ilçede yaşamaları için bir ev tutması, SGK kayıtlı bir iş bulması ya da iş yeri açması koşuluyla, bozucu şarta bağlı olarak onunla nişanlandığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı, nişanlandıktan yaklaşık dört ay sonra, söz verdiği koşulları yerine getirmesi için davacıya makul bir süre tanımadan nişanı bozmuştur.
Davacının davalıyı tehdit ettiği yönündeki iddia ise, bu konudaki tanık anlatımlarının soyut ve genel nitelikte olması nedeniyle kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında nişanın davalı tarafından, ortada haklı bir sebep bulunmadığı hâlde bozulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı maddi tazminat istemine esas zararının neler olduğunu kanıtlayamamıştır. Ayrıca, nişanın bozulması nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığından da söz edilemez. Bu sebeple Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. Bununla birlikte, ortada haklı bir sebep bulunmadığı hâlde davalı tarafça nişanın bozulması, davalının tehdit iddiasının kanıtlanamaması dikkate alındığında, tarafların eşit kusurluğu olduğuna ilişkin mahkemece oluşturulan gerekçe yerinde değildir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (1086 sayılı HUMK, md. 436/4).
2.Tarafların, hediyelerin geri verilmesiyle ilgili temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
a.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b.Davacı, davalıya üç adet yüzük, bir adet bilezik, bir çift küpe, bir adet çeyrek altın ile bir adet altın suyuna batırılmış saat hediye ettiğini iddia etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; nişan yüzüğü (alyans) alışılmış hediye olup geri verilmesi istenemez. Buna karşın Mahkemece nişan yüzüğünün alışılmışın dışında hediye kabul edilerek geri verilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, bir kısım ziynet eşyalarına ilişkin; " 22... gram ağırlığında ve 864,00 TL değerindeki 1 adet bilezik, 14... gram ağırlığında ve 396,00 TL değerindeki 1 adet alyans ve 14... gram ağırlığında ve 322,00 TL değerindeki 1 adet tek taşın davalı tarafından davacıya aynen iadesine, eğer bu mümkün değil ise yukarıda sayılan ziynetlerin toplam değeri olan 1.582,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurulduğu, ancak altınların gramları çok fazla yazılarak bilirkişi raporuyla uyuşmayan bir karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, dosyada bulunan 01.06.2016 tarihli bilirkişi raporu ile uyuşmayacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca, geri verilmesine karar verilen hediyelerin "aynen", olmadığı takdirde "mislen" geri verilmesi mümkün iken ve hediyeler aynen veya mislen geri verilemiyorsa, ancak o zaman sebepsiz zenginleşme hükümlerince hediyelerin değerine hükmedilmesi gerekir iken (4721 sayılı Kanun md. 122/2), hükümde hediyelerin "aynen" geri verilemediği takdirde "mislen" de geri verilebileceğinin yazılmaması doğru değildir
Her ne kadar bir adet yüzük ile ilgili ret hükmü kurulmuş ise de; davacı duruşmada kendisine fiziken gösterilen eski bir yüzüğü davalıya takmadığını belirtmiş, ancak bu yüzüğün davaya konu ettiği üç adet yüzükle bir ilgisi olup olmadığı, bu yüzüğün istem konusu üç adet yüzükten düşülüp düşülmeyeceği, dolayısıyla davacının hâlen üç adet yüzükle ilgili isteminin devam edip etmediği yönünde kendisine açıklama yaptırılmamıştır. Gelişen bu yeni duruma göre mahkemece, davacının kaç adet yüzük hediye ettiği konusu, HMK' nun 31. maddesi gereğince açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması da doğru değildir.
Mahkemece, davaya konu edilen edilen bir çift küpe, bir adet çeyrek altın ile bir adet altın suyuna batırılmış saat ile ilgili olarak ise olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
O hâlde Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurularak, idddia ve savunmalar, toplanan deliller ve özellikle dosyada bulunan fotoğraflar ile cd dikkate alınarak, gerektiğinde bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınıp davacıya yüzüklerle ilgili gerekli açıklamalar da yaptırılarak davaya konu edilen tüm hediyelerle ilgili bir karar verilmesinden ibaret olup, hediyelerle ilgili hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle:
1.Hediyelerin geri verilmesiyle ilgili olarak; temyiz olunan hükmün, yukarıda (2/b) numaralı bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının ise yukarıda (2/a) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine,
2.Maddi ve manevi tazminat istemi ile ilgili olarak; davacı tarafın sair temyiz itirazlarının yukarıda (1/a) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, davacının temyiz itirazlarının hükmün gerekçesi yönünden kabulü ile Mahkeme kararının gerekçesinin yukarıda (1/b) numaralı paragrafta açıklanan sebeple HUMK 'nun 436/4 maddesi gereğince değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



Yorumlar