Influencer Hukuku: Sosyal Medya Etkileyicilerinin Sözleşme, Reklam, Telif, Marka, Çekiliş ve KVKK Sorumlulukları
- smerveeren
- 21 Ağu
- 9 dakikada okunur

Sosyal medya platformlarının yalnızca kişisel paylaşım alanı olmaktan çıkarak önemli bir reklam ve pazarlama mecrasına dönüşmesi, “influencer” veya Türk mevzuatındaki karşılığıyla sosyal medya etkileyicisi kavramını da hukuken önemli hâle getirmiştir. Bugün Instagram, TikTok, YouTube, X veya diğer sosyal medya platformlarında bir markanın ürününü tanıtan, bir hizmete yönlendirme yapan, sponsorlu içerik üreten veya marka iş birlikleri gerçekleştiren influencerların faaliyetleri yalnızca reklam hukuku açısından değil; sözleşmeler hukuku, haksız rekabet hukuku, fikrî mülkiyet hukuku, marka hukuku ve kişisel verilerin korunması hukuku bakımından da çeşitli sonuçlar doğurmaktadır.
Türkiye'de influencer faaliyetleri bakımından temel düzenlemeler arasında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bulunmaktadır. Bunlara ek olarak Ticaret Bakanlığı tarafından, Reklam Kurulunun 4 Mayıs 2021 tarihli ve 309 sayılı toplantısında alınan 2021/2 sayılı ilke kararı doğrultusunda 5 Mayıs 2021 tarihinde “Sosyal Medya Etkileyicileri Tarafından Yapılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Hakkında Kılavuz” yayımlanmıştır. Kılavuz, influencer reklamlarına ilişkin Türkiye'deki ilk kapsamlı düzenleyici çerçeveyi oluşturmuştur.
Ancak mevzuat burada kalmamıştır. 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'ne sosyal medya etkileyicilerine ilişkin 23/A maddesi eklenmiş ve düzenleme 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece influencer reklamlarındaki şeffaflık yükümlülüğü artık doğrudan Yönetmelik seviyesinde de düzenlenmektedir.
Influencer Kimdir?
2021 tarihli Kılavuz, sosyal medya etkileyicisini sosyal medya hesabı üzerinden kendisine veya reklam verene ait bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla pazarlama iletişiminde bulunan kişi olarak tanımlamaktadır.
1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ise kavramı daha güncel ve geniş bir şekilde tanımlamıştır. Buna göre sosyal medya etkileyicisi, sosyal medya üzerinden doğrudan veya dolaylı olarak kendisi ya da reklam veren adına bir mal veya hizmetin tanıtımına yönelik içerik paylaşarak pazarlama iletişiminde bulunan ve bu iletişimi herhangi bir menfaate dönüştüren gerçek veya tüzel kişidir.
Dolayısıyla influencer olmanın tek ölçütü yüz binlerce takipçiye sahip olmak değildir. Daha sınırlı bir takipçi kitlesine hitap eden “micro influencer” veya belirli bir alanda etkili olan içerik üreticisi de reklam veya başka bir menfaat karşılığında pazarlama iletişiminde bulunuyorsa hukuken sosyal medya etkileyicisi kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte influencer olmak kişinin kendiliğinden Türk Ticaret Kanunu anlamında “tacir” olduğu anlamına gelmez. Tacir sıfatı ayrıca TTK'nın ticari işletme ve tacire ilişkin hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Bununla birlikte influencer faaliyetinin sürekli, bağımsız ve gelir elde etmeye yönelik profesyonel bir ekonomik faaliyete dönüşmesi hâlinde ticaret, vergi ve işletme hukuku bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Influencer Reklam Yaptığını Açıkça Belirtmek Zorunda mı?
Influencer hukukunun en temel ilkesi reklam ile kişisel deneyimin birbirinden açıkça ayrılmasıdır.
6502 sayılı Kanun, reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin mal veya hizmetlerin tanıtıcı şekilde sunulmasını örtülü reklam olarak kabul etmekte ve örtülü reklamı yasaklamaktadır. Ticaret Bakanlığının 2021 tarihli Kılavuzu da aynı ilkeyi sosyal medya özelinde ayrıntılandırmıştır. Buna göre influencer reklamlarının açık ve anlaşılır olması ve tüketicinin içeriğin ticari niteliğini ilk bakışta anlayabilmesi gerekir.
2026 yılında yapılan değişiklik ise bu konuda daha açık bir kural getirmiştir. Yönetmeliğin 23/A maddesine göre influencer tarafından reklam verene veya reklam verenin ürününe yönlendirme yapılması, para kazanılması, ücretsiz veya indirimli ürün ya da hizmet alınması, reklam verenin çekiliş veya kampanyasının tanıtılması ya da reklam verenin etkinliğine katılma karşılığında menfaat elde edilmesi gibi durumlarda içeriğin reklam olduğu açıklanmalıdır.
Üstelik 1 Ağustos 2026 itibarıyla influencer reklamlarında “Reklam” veya “Tanıtım” ifadelerinden birinin kullanılması zorunludur. Bunun yanında reklam verenin adı veya ticaret unvanı ya da Yönetmelikte öngörülen açıklamalardan biri bulunmalıdır. Açıklama okunabilir olmalı, başka etiketlerin arasında kaybolmamalı ve kullanıcı ekranı kaydırmadan reklam niteliğini anlayabilmelidir. İçerik birden fazla story veya paylaşımdan oluşuyorsa açıklama her paylaşımda bulunmalıdır.
Bu nedenle önceki uygulamada sıkça kullanılan yalnızca #işbirliği, #sponsor, #partner gibi ifadelerle yetinilmesi, güncel Yönetmelik karşısında yeterli kabul edilmemelidir. “Reklam” veya “Tanıtım” ibaresinin ayrıca kullanılması gerekir.
2021 Kılavuzunda influencerlara yönelik başka önemli sınırlamalar da bulunmaktadır. Influencer, deneyimlemediği bir ürün veya hizmeti deneyimlemiş gibi tavsiye edemez; reklam veren tarafından hediye edilen bir ürünü kendisi satın almış izlenimi oluşturamaz; ispatlanabilir olmayan bilimsel veya sağlık iddialarında bulunamaz ve reklamda kullanılan efekt veya filtre ürün hakkında yanıltıcı bir görüntü yaratabilecek nitelikteyse filtre kullanıldığını açıklamalıdır. Sistematik biçimde sahte hesap veya sahte kimlik kullanılarak ürün hakkında olumlu algı yaratılması da yasaktır.
Influencer Sözleşmesi Nedir ve Hangi Konuları Düzenlemelidir?
Türk hukukunda “influencer sözleşmesi” adı altında özel olarak düzenlenmiş tipik bir sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşme, tarafların üstlendikleri yükümlülüklere göre hizmet, eser, reklam, lisans ve çeşitli iş görme ilişkilerinin unsurlarını bünyesinde barındıran karma veya kendine özgü bir sözleşme niteliği gösterebilir.
Profesyonel bir influencer sözleşmesinin yalnızca “üç story ve bir reel paylaşılacaktır, karşılığında şu kadar ödeme yapılacaktır” şeklinde düzenlenmesi ciddi hukuki boşluklar yaratabilir.
Sözleşmede öncelikle hangi hesap ve platformlarda paylaşım yapılacağı, içeriğin türü, sayısı, süresi ve yayın tarihi belirlenmelidir. İçeriğin hazırlanmasından kimin sorumlu olduğu, markanın önceden onay hakkının bulunup bulunmadığı, revizyon sayısı, reklam açıklamalarının hangi formatta yapılacağı ve mevzuata aykırı bir içeriğin değiştirilmesi veya kaldırılması prosedürü açıkça düzenlenmelidir.
Ücret, ücretsiz ürün, komisyon, affiliate gelirleri veya performans primi gibi influencerın elde edeceği menfaatler ayrıca belirlenmelidir. Rakip markalarla çalışma yasağı getirilecekse bunun hangi ürün grubunda, hangi coğrafyada ve ne kadar süreyle uygulanacağı açık şekilde yazılmalıdır.
Sözleşmenin en kritik bölümlerinden biri ise fikrî mülkiyet haklarıdır. Influencer tarafından hazırlanan fotoğraf, video, grafik veya diğer içeriklerin marka tarafından yalnızca influencer hesabındaki kampanya süresince mi kullanılacağı; markanın içeriği kendi sosyal medya hesabında yeniden yayınlayıp yayınlayamayacağı; internet sitesinde, televizyon reklamında veya ücretli dijital reklam kampanyasında kullanıp kullanamayacağı; kullanımın hangi ülkeleri ve ne kadar süreyi kapsadığı ayrıca belirlenmelidir.
Müzik, fotoğraf, video, font, stok görüntü, başka kişilere ait marka ve diğer üçüncü kişi içeriklerinin kullanılmasına ilişkin izinlerden kimin sorumlu olduğu da sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.
Bunların yanında reklam mevzuatına uyum, KVKK yükümlülükleri, çekiliş yapılacaksa izin süreçleri, gizlilik, içerik kaldırma, sözleşmenin feshi, cezai şart ve tarafların birbirlerine karşı sorumlulukları da influencer sözleşmesinin temel unsurları arasında yer almalıdır.
Influencerın Ürettiği İçeriğin Telif Hakkı Kime Aittir?
Telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), markalar ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında korunmaktadır.
Bir sosyal medya içeriğinin FSEK kapsamında korunabilmesi için öncelikle “eser” niteliği taşıması gerekir. Her fotoğraf, video veya sosyal medya paylaşımı otomatik olarak eser değildir. İçeriğin eser sahibinin hususiyetini taşıması ve FSEK'te öngörülen eser kategorilerinden birine girmesi gerekir.
Bu şartları sağlayan içeriğin temel kural olarak sahibi onu meydana getiren kişidir. FSEK m.8, “bir eserin sahibi onu meydana getirendir” ilkesini benimsemektedir.
Dolayısıyla influencer senaryosunu hazırlıyor, videoyu çekiyor ve yaratıcı içeriği kendisi meydana getiriyorsa, aksi yönde özel bir hukuki durum bulunmadıkça eser sahibi influencer olacaktır. Markanın içeriğin hazırlanması karşılığında influencer'a ücret ödemesi, telif haklarını kendiliğinden markaya geçirmez.
FSEK eser sahibine hem manevi haklar hem de mali haklar tanımaktadır. Umuma arz, eserde adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını engelleme gibi yetkiler manevi haklar arasında; işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim gibi yetkiler ise mali haklar arasında yer almaktadır. Özellikle sosyal medyada bir videonun yeniden paylaşılması, reklam olarak yayınlanması veya farklı dijital kanallarda kullanılması bakımından çoğaltma ve umuma iletim hakları önem taşımaktadır.
FSEK m.52 ise mali haklara ilişkin sözleşmeler açısından çok önemli bir şekil şartı getirmektedir: Sözleşmenin yazılı olması ve devredilen veya lisanslanan mali hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Bu nedenle influencer sözleşmesinde yalnızca “influencer içerikle ilgili bütün haklarını markaya devreder” şeklinde genel bir ifadeye yer verilmesi hukuken ciddi risk taşır. İşleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim gibi hangi mali hakların hangi kapsamda devredildiği veya lisanslandığı açıkça gösterilmelidir.
Ayrıca “hak devri” ile “kullanım lisansı” birbirinden ayrılmalıdır. Çoğu influencer kampanyasında markanın ihtiyacı içeriğin bütün haklarını devralmak değil; belirli süre, mecra ve coğrafya bakımından kullanma yetkisine sahip olmaktır. Bu nedenle kullanım süresi, platform, ülke, reklam formatı ve ücretli medya kullanımının kapsamının sözleşmede açıkça belirlenmesi hem influencer hem de reklam veren bakımından daha sağlıklı olacaktır.
Influencer Başkalarına Ait Fotoğraf, Video veya İçeriği Kullanabilir mi?
Bir içeriğin internette veya sosyal medyada herkes tarafından görülebilir olması onun telif hakkından bağımsız olduğu anlamına gelmez. Influencerın başka bir fotoğrafçının fotoğrafını, başka bir içerik üreticisinin videosunu, grafik tasarımını veya telif hakkı kapsamındaki başka bir eseri ticari içeriğinde kullanması hâlinde FSEK kapsamında gerekli izinlerin bulunması gerekir.
Kaynak göstermek de tek başına kullanım hakkı sağlamaz. “Fotoğraf: X” şeklinde eser sahibinin adını belirtmek manevi hak açısından gerekli olabilecek bir husustur; ancak mali hak bakımından gereken izin veya lisansın yerini tutmaz. Bu nedenle özellikle marka iş birliklerinde içerikte kullanılan tüm üçüncü taraf materyallerinin lisans zinciri kontrol edilmelidir.
Influencerların Müzik Kullanımında Lisans Alması Gerekir mi?
Influencer içeriklerinde en fazla gözden kaçırılan fikrî mülkiyet sorunlarından biri müzik kullanımıdır. Bir şarkının sosyal medya videosunun arka planına eklenmesi yalnızca “şarkıyı dinlemek” anlamına gelmez. Kullanılan müzik üzerinde besteci, söz yazarı gibi eser sahiplerinin haklarının yanında icracı sanatçı ve fonogram yapımcısına ait bağlantılı haklar da bulunabilir.
FSEK kapsamında bir eserin çoğaltılması, temsil edilmesi ve dijital araçlarla kamuya iletilmesi münhasır haklar arasındadır. Kanun ayrıca fonogram ve icraların umuma iletilmesi bakımından bağlantılı hak sahiplerinin haklarını da korumaktadır.
Bu nedenle özellikle ticari veya sponsorlu içerikte müzik kullanılacaksa kullanımın lisans kapsamında bulunduğu kontrol edilmelidir.
Buradaki önemli nokta şudur: Bir müziğin Instagram, TikTok veya başka bir platformun müzik kütüphanesinde bulunması, o müziğin her türlü ticari kullanımına otomatik olarak izin verildiği anlamına gelmez. Platform tarafından sağlanan lisansın kapsamı, hesap türü ve kullanımın ticari niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde influencerın kendi hesabında müzikli bir Reel yayınlayabilmesi, markanın aynı videoyu indirerek kendi reklam hesabından ücretli reklam olarak yayınlayabileceği anlamına da gelmeyebilir. Markanın yeniden paylaşımı, reklam kampanyasında kullanımı veya başka mecraya aktarımı ayrı bir lisans ihtiyacı doğurabilir.
Bu nedenle influencer sözleşmelerinde “müzik ve üçüncü taraf içerikleri” ayrı bir madde olarak ele alınmalı; gerekli izinlerin influencer mı, ajans mı yoksa reklam veren tarafından mı temin edileceği belirlenmelidir.
Influencerların Marka Hukuku Bakımından Sorumluluğu
Markaların korunması 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında gerçekleşmektedir.
SMK m.7 uyarınca marka sahibinin markasının reklamda kullanılmasını belirli şartlarda engelleme hakkı bulunmaktadır. Kanun ayrıca markanın hukuka aykırı karşılaştırmalı reklamda kullanılmasını açıkça marka sahibinin müdahale edebileceği kullanım şekilleri arasında saymaktadır. İzinsiz ve hukuka aykırı marka kullanımları ise şartları oluştuğunda SMK m.29 kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturabilir.
Bir influencerın reklamını yaptığı markanın logosunu kullanması genellikle reklam verenin verdiği izin çerçevesinde gerçekleşir. Ancak bu izin sınırsız değildir. Markanın değiştirilmesi, farklı ürünlerde kullanılması, kampanya süresinden sonra kullanılmaya devam edilmesi veya başka bir ticari faaliyette kullanılması marka hakkı ihlaline dönüşebilir. Bu nedenle influencer sözleşmesinde markanın adının, logosunun ve kurumsal kimlik unsurlarının hangi amaçlarla kullanılabileceği de açıkça belirlenmelidir.
Influencer Karşılaştırmalı Reklam Yapabilir mi?
Türk hukukunda karşılaştırmalı reklam tamamen yasak değildir.
6502 sayılı Kanun, aynı ihtiyaçları karşılayan veya aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamının yapılabileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte karşılaştırma sınırsız değildir.
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8. maddesine göre karşılaştırmanın aldatıcı veya yanıltıcı olmaması, haksız rekabete yol açmaması, aynı ihtiyaçları karşılayan ürün veya hizmetler arasında yapılması, tüketiciye fayda sağlayan bir hususa ilişkin olması ve fiyat dâhil maddi, esaslı, doğrulanabilir ve tipik özelliklerin objektif biçimde karşılaştırılması gerekir. Ölçülebilir iddiaların bilimsel test, rapor veya belgelerle ispatlanması; rakibin kötülenmemesi ve tüketicide karışıklık yaratılmaması gerekir. Ayrıca mevcut düzenleme uyarınca rakiplere ait ürün adı, marka, logo, ticaret unvanı, işletme adı veya diğer ayırt edici unsurlara yer verilemez.
Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin 54 ve 55. maddeleri de bu noktada önemlidir. Rakibi veya rakibin ürününü yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisi veya ürünü hakkında gerçek dışı bilgiler vermek ya da gerçeğe aykırı, yanıltıcı veya rakibin tanınmışlığından gereksiz şekilde yararlanan karşılaştırmalar yapmak haksız rekabet oluşturabilir.
Örneğin influencerın “bu ürün piyasadaki bütün rakiplerinden iki kat daha etkili” şeklinde nesnel bir iddiada bulunması hâlinde bu iddianın doğrulanabilir ve ispatlanabilir olması gerekir. “Ben bunu daha çok beğendim” şeklindeki kişisel değerlendirme ile ölçülebilir üstünlük iddiası birbirinden ayrılmalıdır.
Influencerlar Çekiliş Düzenleyebilir mi?
Sosyal medya çekilişleri influencer hukukunun en riskli alanlarından biridir. Instagram'da “hesabı takip et, arkadaşını etiketle ve çekilişe katıl” gibi yöntemlerle rastgele bir kazanan belirlenerek telefon, tatil, hediye çeki veya başka bir ekonomik değeri bulunan ödül verilmesi, şartlarına göre karşılığı nakit olmayan piyango veya çekiliş niteliğine girebilir.
Bu tür çekilişlerin Milli Piyango İdaresi mevzuatı ayrıca incelenmeden düzenlenmesi doğru değildir. Milli Piyango İdaresi, ticari gerçek ve tüzel kişiler tarafından ürün satışı, tanıtım veya pazarlama amacıyla gerçekleştirilen karşılığı nakit olmayan piyango ve çekilişlerin kural olarak izin mekanizmasına tabi olduğunu açıkça belirtmektedir.
Her yarışma ise mutlaka piyango değildir. Kazananın şansa değil önceden belirlenmiş objektif değerlendirme kriterlerine, bilgiye, beceriye veya performansa göre belirlendiği bazı uygulamalar kapsam dışında değerlendirilebilir. Ancak uygulamanın niteliği konusunda tereddüt varsa Milli Piyango İdaresinden uygun görüş alınması güvenli yöntemdir. İdare de kapsam dışında kalan yarışma ve benzeri uygulamalar hakkında uygun görüş verdiğini belirtmektedir.
Ayrıca 2 Şubat 2026 tarihinden itibaren karşılığı nakit olmayan piyango ve çekilişlere ilişkin izin ve uygun görüş başvuruları Çekilişevi sistemi üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir.
Bir başka önemli husus da reklam açıklamasıdır. 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren Yönetmeliğin 23/A maddesi uyarınca influencerın reklam verene ait mal veya hizmetlerin tanıtımı amacıyla düzenlenen çekiliş, yarışma veya kampanyayı paylaşması hâlinde bu içeriğin reklam olduğu açıkça belirtilmelidir.
Dolayısıyla sosyal medya çekilişlerinde yalnızca “çekiliş koşullarını yazmak” yeterli değildir. Çekilişin Milli Piyango mevzuatı, reklam mevzuatı ve kişisel verilerin korunması mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir.
Her karşılığı nakit olmayan çekiliş Milli Piyango İdaresinden izin alınmasını gerektirmez. İlgili Yönetmelik uyarınca, bir kişinin kazanabileceği ödülün rayiç bedelinin Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'ndaki çekiliş ikramiyesi istisna tutarının %2'sinin altında kalması hâlinde düzenleme Yönetmelik kapsamı dışında kalmaktadır. 2026 yılı için söz konusu istisna tutarı 66.935 TL olduğundan, 1.338,70 TL'nin altında kalan ödüllü çekilişler bu kapsamda izne tabi değildir.
Burada esas alınan tutar toplam çekiliş bütçesi değil, bir kişinin kazanabileceği ödülün rayiç bedelidir. Danıştay 10. Dairesi de sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen bir çekilişe ilişkin kararında, parasal sınırın altında kalan ödüllü çekilişlerin Milli Piyango İdaresinden izin alınmaksızın düzenlenebileceğini kabul etmiştir. (Danıştay Kararı - 10. D., E. 2021/4149 K. 2025/1848 T. 26.3.2025)
Influencerlar KVKK Açısından Nelere Dikkat Etmelidir?
Bir influencer yalnızca içerik üreticisi değil, bazı faaliyetleri bakımından kişisel veri işleyen hatta veri sorumlusu konumuna gelebilen kişi olabilir. Örneğin çekilişe katılanların ad-soyadı, sosyal medya kullanıcı adı, telefon numarası, e-posta adresi veya kazanan kişinin teslimat adresinin influencer tarafından toplanması kişisel veri işleme faaliyetidir. Influencerın bu verilerin hangi amaçlarla ve hangi yöntemlerle işleneceğine kendisinin karar verdiği durumlarda veri sorumlusu sıfatı gündeme gelebilir. Marka ve influencerın veri işleme sürecindeki rolleri ise somut olayın şartlarına göre ayrıca belirlenmelidir.
KVKK bakımından ilk kural aydınlatma yükümlülüğüdür. Kanunun 10. maddesi uyarınca kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ilgili kişiye veri sorumlusunun kim olduğu, verilerin hangi amaçla işlendiği, kimlere aktarılabileceği, toplama yöntemi ve hukuki sebebi ile ilgili kişinin hakları açıklanmalıdır.
KVKK'nın temel ilkeleri uyarınca yalnızca gerekli veriler toplanmalı, veriler amaçla bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenmeli ve ihtiyaç ortadan kalktığında mevzuatta öngörülen saklama yükümlülükleri de dikkate alınarak silme, yok etme veya anonimleştirme süreçleri uygulanmalıdır.
Influencerın katılımcı listesini reklam verenle, ajansla, kargo şirketiyle veya başka üçüncü kişilerle paylaşması hâlinde aktarımın hukuki dayanağı bulunmalı ve bu aktarım aydınlatma metninde açıklanmalıdır.

Yorumlar